"Amasya altıncı iklimdendir ve Anadolu’da büyük bir şehirdir. Suru, kalesi,
bahçeleri, büyük ırmağı ve bunun üzerinde su dolapları vardır.", diyor
Sipahî-zâde Mehmed Efendi, Takvimü’l-Büldân’da Amasya’yı tanımlarken…
Geçmişte "İris" ya da Bayezid Paşa İmareti Vakfiyesi’nde "Nehr-i Kebîr (Ulu Irmak)"
adlarıyla da anılan Yeşilırmak’ın; Sivas’ın kuzeyindeki Kösedağ eteklerinden çıkıp
Karadeniz’e dökülünceye kadar; batıdan doğuya kat ettiği 519 km.’lik yolculuğu
sırasında suladığı topraklarda kurulmuş bir şehir Amasya… Türkiye’nin bütün
illerinde olduğu gibi; hem doğanın armağanı güzellikleri, hem de yerleşim tarihi
boyunca ev sahipliği yaptığı uygarlıkların tarihî ve kültürel mirasını; nesilden
nesile emanet etmek üzere, özenle saklıyor bağrında… Meşhur Amasya elması ile
Amasya kirazının yetiştiği toprağına bereket katan Yeşilırmak öyle bir böler ki
ki bu şehri; bir yanı “Onlar ermiş murâdına……” sözlerinden mahrum kalmış bir
aşk masalının iki kahramanından Şirin’in payına düşer, bir yanı Ferhat’ın payına
âdeta… Buna karşılık; “Şehzâdeler Şehri” olarak anılmanın haklı gururunu yaşatır
anılarında...
...Ve tıpkı Yeşilırmak ile ikiye bölünen Amasya’yı birbirine nişanlayan birer
yüzük misali bu köprüler gibi; Harşena Dağı’nın eteklerine sıra sıra inşa edilmiş
Yalıboyu evleri de bir başka güzelleştirir, bir başka süsler ırmağın kıyısını boydan boya...
İşte tam bu manzaranın seyrine dalıp günışığında yeşilin pek çok tonu ve Yalıboyu evlerinin
beyazıyla buluşan gözler; an gelir kamaşıverir, gecenin, siyaha çalan kadife örtüsü altında
Yeşilırmak’tan yansıyan renk renk ışıklarla… Harşena Dağı’nın zirvesindeki Amasya Kalesi,
aynı dağın üzerinde açılmış pencereleri andıran Kral Kaya Mezarları ve bu şehirde eğitim
almış bütün şehzadelere ithafen yapılmış Şehzadeler Yolu; kendilerini aydınlatan rengârenk
ışıklarını, Yeşilırmak’ın sularına kondurur, birbirleriyle tatlı tatlı yarışırcasına…
Hepsi bu kadar da değildir üstelik… Barındırdığı uygarlıkların ilgi çeken tarihiyle;
mayasını bu uygarlıklardan alan, yöresel lezzetleriyle; doğanın cömertçe sunduğu
güzellikleriyle; hem İç Anadolu’nun, hem de Karadeniz'in, kültürel esintilerini sunar
ziyaretçilerine Amasya… Doğayla baş başa olabilmenin keyfini de alabildiğine yaşattığı
mesire alanları, gölleri ve doğa parkurları; özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için,
aynı zamanda ‘bol oksijenle buluşmak’ demektir, kelimenin tam anlamıyla!..
Hele bir de bahar aylarına rastlamışsa bu buluşma; içten ve sıcak kanlı halkının ya da
samimi esnafının, yürek dolusu bir selâmlamayla ikram ettiği misket elmasını, Amasya
kirazını, mis kokulu şeftaliyi veya yöresel lezzetleri tatmanın keyfi de eklenir buna…
Bu keyifle gezilen çarşılarda, cüzdanınızla barışık fiyatlara alış-veriş yaptıktan sonra;
semaverde demlenmiş, bir bardak çayı, ertelenmek istenmeyecek, yeni bir ziyaretin düşü
eşliğinde yudumlamanın verdiği huzur ise; anlatılası değil, yaşanası bir duygudur Amasya’da!... |