Bir yanı İç Anadolu’yla, bir yanı Karadeniz’le kol kola… İşte böyle bir
buluşma noktasında; özgün kültürel mirasını özenle koruyor, an be an
yaşatıp yaşıyor Amasya… Ne zaman kına gecesi yapılsa, ne zaman
düğün-dernek kurulsa; yöresel giysilerin vazgeçilmezi bindallılar;
kadife ya da atlas kumaşa işlenmiş yaldızlı, simli işlemeleriyle
bahar dallarını çiçek çiçek açtırarak salınıyor meydanlarda…
Ya iğne oyaları!? Onlarda bir başka renk cümbüşüyle çiçek açıyor
yemenilerde, yazmalarda…Amasya’nın yöresel şivesi, dillerden,
sözlerden, türkü türkü dökülüyor coşkuyla… Düğüne gelen ahaliyi
eğlendirmek için, aralarındaki danışıklı çekişmeyle unutturuyor
zamanı köyün iki genci, Sim Sim adı verilen seyirlik oyunda…
Sadece kına geceleri, sadece düğünler değil; bayram sabahları da
bir başka güzellikte yaşanıyor Amasya’da…
Sabah bayram
namazından dönen delikanlılar, ağalar-beyler; güneşten ilk
kutlamalarını alıyor Yeşilırmak’tan gözlerine yansıyan ışıltılarla…
Yaprak sarmaları, haşhaşlı çörekler, nohutlu pirinç pilavı ve keşkek;
en lezzetli hallerini takınıp bekleşiyor, evlerde kurulan geleneksel
bayram kahvaltısı sofralarında… Misket elması kadar pembe yanaklı
çocuklar; şekerli, harçlıklı bir bayram turuna çıkıyor geleneksel
evlerin inci gibi dizildiği dar sokaklarda…
Teneke semaverlerde demlenen birer bardak çay eşliğinde ağırlanıyor
bayram misafirleri evlerin salonlarında… …Ve ister geçmiş, ister
bugün, ister gelecek; bütün zamanlar, ortak ve sancısız bir nabız
atışıyla yaşanıyor Amasya’da!.. |