“Harşenanın ağına takılmış dizi dizi,
Seyre davet ediyor, yalı boyu evleri.
Tarihin sayfasından gülümseyen her gizi,
Seyre davet ediyor, yalı boyu evleri.”
Böyle anlatmış dizelerinde Yalıboyu evlerini şair Ayfer YABA… Ancak; seyretmekten öte,
mutlaka gidilip gezilesi, görülesi özellikleri var bu evlerin… Harşena Dağı’nın
eteklerinde, Yeşilırmak kıyısı boyunca uzanan Yalıboyu evleri; beyaz duvarlarıyla, inci
bir gerdanlık gibi sarıyor Amasya’yı adeta…
Uzaktan bakıldığında böylesine romantik
bir izlenim sunan evler; Yeşilırmak kıyısı boyunca devam eden sur duvarları üzerine, ahşap
ve kerpiç malzemeden inşa edilmişler ve klasik Osmanlı sivil mimarîsinin bütün özelliklerini
taşıyorlar.
Genellikle avlulu ve bahçeli olan Yalıboyu evlerinin çoğu, iki katlı
ve avluyu çevreleyen birimleri kesintisiz. İkinci katlar; dışa taşkın cumbalı tarzda inşa
edilmiş ve günlük yaşamın geçtiği iç kısımda yer alan odaların her birinde; ‘sedir’, ‘yüklük’,
‘ocaklık’ gibi, işlevsel birimler bulunuyor.
Tarihi Yalıboyu evlerinin sıralandığı
Hazeranlar Sokağı’na girdiğiniz anda; nereden geldiğinizi unutup Amasya’nın tarihî derinliğine
adım attığınızı hissedeceksiniz. Dar sokakta ilerledikçe, birer birer karşınıza çıkan konakların
bir kısmı konut olarak kullanılırken, büyük bir kısmınınsa otel, pansiyon ve kafe-restoran olarak
işletildiğini gördüğünüzde sakın şaşırmayın!.. Avlusu asmalarla ve çiçeklerle süslü konakların
bahçesinde vakit geçirirken, rüzgârı yeterince dikkatli dinlerseniz eğer;
Helenistik Çağ Pontus krallarının, yüzlerce yıl öncesinde rüzgâra karışmış ve Harşena dağı
yamacındaki kaya mezarlarından gelen, gizemli fısıltılarını da duyabilirsiniz belki…
Evlerin arasında dolaşırken; bir yanınız ahşabın kokusunu hisseder ve Osmanlı geleneklerinin
derinliğini duyumsar, bir yanınız da ilkçağ döneminin mistik atmosferinde gezintiye çıkar. |