Ana Sayfa / Şerefeddin Sabuncuoğlu

 
Şerefeddin Sabuncuoğlu

 

 

Şerefeddin Sabuncuoğlu
1386-1470

Fatih döneminin meşhur hekimleri arasında yer alan Şerefeddin Sabuncuoğlu 1386 yılında Amasya şehrinde doğmuştur. Kitaplarında yer verdiği soy kütüğüne göre Babasının adı Ali Çelebi Dedesinin adı Sabuncuoğlu Hacı İlyas Çelebidir. Sabuncuoğlu Hacı İlyas Çelebi 1408-1421 yıllarında babası Ali Çelebi’de 1421-1451 yıllarında hekimbaşılık yapmış zamanın ünlü hekimleridir.
Sabuncuoğlu Şerefeddin temel eğitimini Burhanettin Ahmet’ten almış ve Amasya Darüşşifasında tamamlamış, 17 yaşında hekimliğe başlamıştır. Bundan sonra hayatını okumaya, araştırmaya ve denemeye veren Sabuncuoğlu Şerefeddin Eserlerinde 14 yıl hekimlik yaptığını iftiharla belirtir. Hekimliğin usta çırak usulüyle dükkânlarda yapıldığı dönemde bir darüşşifada çalışabilmek gerçekten çok güçtü ve böyle bir hizmet ancak liyakat sahibi üstatlara veriliyordu

. Şerefeddin Sabuncuoğlu, diğer birçok hekimin aksine özellikle cerrahî ile ilgilenmiştir. Genel olarak hekimler cerrahîye pek ilgi duymamışlar hatta cerrahî tedavinin gerekli olduğu durumlarda bile, ilaçla tedaviyi tercih etmişlerdir. Bunun sebebi cerrahî müdahalede hayatî tehlikenin çok yüksek olması ve bu tehlikeyi asgariye indirecek ve ameliyatı kolaylaştıracak bazı teknik imkânların bulunmamasıdır. Bu tip imkânların oluşması için, yani antibiyotik, analjezik, antiseptiklerin ve bunların yanı sıra anatomi bilgisinin yeterince gelişmesi için 19. yüzyılı beklemek gerekecektir.

ESERLERİ

Şerefeddin Sabuncuoğlu'nun bilindiği üzere 3 eseri bulunmaktadır.
Akrabadin Tercümesi
Kitâbü'l-Cerrahiyyeti'l-İlhaniyye
Mücerrepname

Akrabadin Tercümesi; II. Bayezid, şehzadeliği zamanında, Amasya Valisi iken (1481-1512), Şerefeddin Sabuncuoğlu'ndan Zeyneddin el-Cürcânî'nin (öl. 1136) Zahire-i Harzemşâhî diye bilinen eserini tercüme etmesini istemiş Sabuncuoğlu da bu hacimli eserin sadece farmakoloji kısmını çevirmiştir ayrıca kendiside eserin sonuna iki bölüm eklemiştir.

Eserde ilaçların özellikleri , hazırlanması gargara, yağlar, merhemler.. anlatılmakta ayrıca kusturucular müshiller, ağız dil ve damak , diş göz ilaçlarına ve lavmanlara yer verilmektedir eserin sonunda Türkçe sözlükte önerdiği Türkçe tıp terimleri incelemeye değerdir.
Kitâbü'l-Cerrahiyyeti'l-İlhaniyye; Sabuncuoğlu’nun ikinci ve nispeten daha meşhur olan eseridir. Eser, bilindiği kadarıyla, Osmanlı İmparatorluğunda kaleme alınmış yegâne resimli cerrahî eseridir. 11. yüzyılda Endülüs'te yaşamış olan Ebû'l-Kâsım Zehrâvî'nin Kitâbü'l-Tasrîf adlı eserinin cerrahî ile ilgili kısmının tercümesi olduğu ileri sürülmüştür. Ancak Sabuncuoğlu her ne kadar büyük ölçüde söz konusu eserden yararlanmışsa da, eseri tam olarak tercüme ettiği söylenemez. Eserde, yer yer kendi gözlem ve deney sonuçları da yer almaktadır. Doğal olarak, Sabuncuoğlu kendinden önce yaşamış belli başlı cerrahlardan olan Zehrâvî'den yararlanmak zorunda idi, ancak bir hekim, bir cerrah olarak kendi çalışmalarıyla mevcut bilgiyi kaynaştırmış ve bize bu terkibi sunmuştur. Zehrâvî'nin eserinde yapılan ameliyatlar ve bu ameliyatlarda kullanılmış olan aletler verilmiştir. Halbuki Sabuncuoğlu'nda gerçekten önemli bir katkı daha vardır ki o da, aletlerin yanı sıra ameliyatın nasıl yapıldığını gösteren temsili resimlerin mevcut olmasıdır. Bu resimlerde hasta ve doktorun pozisyonu ile aletlerin nasıl kullanıldığı da görülmektedir. Böylece kullanılan cerrahî tekniğini de açık ve seçik olarak görmek mümkün olmaktadır.

Günümüzde de zaman zaman yazılı açıklamalara yardımcı olmak üzere bu tip şemalar verilmektedir. Bu eserin bilinen üç kopyası vardır bunlardan ikisi İstanbul’da biriside Paris Bibliothque National’dedir İstanbul’da bulunan fatih millet kopyası ile Paris kapyası yazarın kaleminden çıkmıştır. Fatih Sultan Mehmet’e takdim edilen ve içinde II.Beyazıt’ın mührü bulunan kopya eserin kapağındaki kayda göre ;Tanzimat Meclisi üyesi Yasinci Zade Mehmet İlmi Efendi tarafından 186O yılında Fransız hekimi Bırjuven’e armağan edilmiş. Böylece eser 9 Haziran 1871 de Bibliotheque Nationale girmiştir. 409 sayfa olan 2. Kopya itina ile hareketlenmiş, Türk neshi ile yazılmış olup 138 resim ve 168 alet resmi içermektedir. Mücerrebnâme ; Sabuncuoğlu'nun üçüncü , en son ve en önemli eseri Mücerrebnâme adını taşıyan eseridir Bu eser adından da anlaşılacağı gibi, ilaçlarla ilgilidir.

Şerefeddin Sabuncuoğlu bu eserinde sadece muhtelif ilaçlar ve onların kullanılışlarıyla ilgili bilgiler vermemiştir. Bilindiği gibi, uzun yıllar hekim olarak görev yapmıştır; bu sırada kazandığı deneyimlerinin yanı sıra, bizzat yaptığı bazı deneyleri de burada aktarmıştır. Onlardan biri de bazı zehirlerle ilgili olarak yaptığı hayvan deneyleridir. Bu deneylerde denek olarak horozları kullanmıştır. Bu eserde kendi yaptığı deneyler sonucu önerdiği bazı ilaçlar anlatılmaktadır.

Elimizdeki kaynaklara göre Sabuncuoğlu’nun bilim alemine ilk defa tanıtılması 1920 yılında İKDAM gazetesinde Rusçuklu Doktor Hakkı UZEL tarafından yayınlanan bir makale ile yapılmıştır. Türk tıp tarihinde, kendi denediği ilaç ve tedavi metotlarını derleyen ilk eser Şerefeddin Sabuncuoğlu tarafından yazılmıştır.
Mücerrepname adını alan bu eseri ve eserde geçen deneyleri kısaca; Yılan sokmasına karşı kendi hazırladığı antidotu içmiş sonra elinin orta parmağını yılana ısırtmıştır. Kendi deyişiyle “Ne parmağı şişmiş nede vücudunda belirti gözlenmiştir.” Deneylerinden diğeri ise ; Yılan zehrinin etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır bu deney için horoz deney hayvanı olarak seçilmiş hayvanın bir budunun tüyleri yolunarak çok zehirli bir yılana çıplak derisinden ısırtılmıştır . Sonra daha önce hazırlanan ve zehrin etkisini yok eden tiryak horoza içirilerek hayvan kontrol altına alınmıştır. Ertesi gün deride yeşilimtırak bir yara görülmüş ve tekrar tiryak verilmiştir. İkinci günde belirti kaybolmuş ve hayvan eşleriyle gezinir halde bulunmuştur.

Şerefeddin Sabuncuoğlu orijinal gözlem ve deneylere cerrahi eserinde de yer vermiştir. Bunlardan diş ağrısına akupunktur kullanması trakeotomili bir hastada yaptığı estetik cerrahi girişimi ve boğaza kaçan cisim çıkarılması hakkındaki yöntemler in ilginç olanlarındandır. Sabuncuoğlu’nun eserlerinde en dikkat çekilen temel unsur tedavi metotlarının en ince ayrıntılarına kadar anlatması ve cerrahi teknikleri çok açık bir dilde herkesin anlayacağı şekilde açıklaması ve kullanılan aletlerin şekillerinide resmetmesidir.

Sabuncuoğlu’na göre tedavi başarısız olursa cerrahi yol denenmelidir ayrıca ameliyat sonrası bakıma da çok önem verir Denediği ilaçlarda görülebilecek yan etkileri belirtmiştir. Gerçekten iyi bir derleyici ögretici ve aktarıcı olan eser verebilecek nitelikte hekimler yetiştiren Şerefeddin Sabuncuoğlu Doğunun bilim dilleri olan (Arapça ve Farsça) ‘yı iyi bildiği halde Cerrahiyet al-Haniyye’nin ön sözünde ;“Bu kitabı Türkçe yazdım şu nedenle ki Anadolu Halkı Türkçe konuşur , zamanımızın cerrahlarının çoğu okuma yazma bilmezler bilenlerde Türkçe yazılmış kitapları okuyabilirler“ demektedir.

Akrabadin’in önsözünde ise “Otuz üçüncü babda kitaptaki terimler için bir sözlük hazırladım çünkü eğer yalnız Türkçe yazacak olursam Türkçe kısır bir dil olduğundan kelimelerin ahengi kalmaz ve tıp dili bozulur” demektedir. Yani eserlerinin Türkçe yazarken Türk dilinden çok Türk ulusunu düşünmüştür. Eserlerinin kolayca anlaşılabilmesi için halk dilini kullanmıştır. Şerefeddin Sabuncuoğlu kendi eliyle yazdığı eserleri elimizde olduğu için yalnızca bilimsel ve kültürel içeriği değil hat ve resim sanatı açısından da değerini irdeleyebilmekteyiz.

 
 
Foto Galeri
 

Amasya
Amasya Tarihi
Amasya Tarihi Eserleri
Amasya Müzeleri
Amasya Doğa Güzellikleri
Amasya Kaplıcaları
Amasya Yaylaları
Amasya Yöre Kültürü
Amasya Yöre Mimarisi
Amasya El Sanatları
Amasya Yöresel Mutfak
Amasya Ulaşım
 

Ana Sayfa  -  İletişim  -  Yasal Uyarı  -   Site Haritası  -   Künye

 

 
Amasya Seyahat Rehberi
Amasya Otelleri
Amasya Pansiyonları
Amasya Restoranları
Amasya Kiralık Araç
Amasya Seyahat Acenteleri
Amasya Alışveriş Rehberi
Amasya Yöresel Gıda Ürünleri
Amasya Yöresel El Sanatı Ürünleri
Amasya Gezi Rehberi
Amasya
Amasya Tarihi
Amasya Tarihi Eserleri
Amasya Müzeleri
Amasya Yaylaları
Amasya Doğal Güzellikleri
Amasya Kaplıcaları
Amasya Ulaşım

Amasya Kültür Rehberi

Amasya Yöre Kültürü
Amasya Yöresel Mimari
Amasya El Sanatları
Amasya Yöresel Mutfak
 
 
Bu sayfada bulunan bilgiler, yazılar, fotoğraflar 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası ile koruma altına alınmıştır. Lanse Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri Ltd.Şti.'den önceden yazılı muvafakat alınmaksızın, iş bu web sayfasındaki bilgi ve fotoğrafların kullanılması, ya da bilgilerin kısmen ya da tamamen kopyalanması, değiştirilmesi, yayınlanması, yayımlanması yasaktır.